hava olayları

2007-03-12 13:06:00

Yıldırım

 

Yıldırım, bulut ile yer arasındaki elektrik yüklerinin hızlı boşalması olayı olarak ifade edilmektedir. Atlamanın gerçekleşmesi için, havada asılı duran bulutlar ile yer arasındaki hava iyi bir iletken olmadığından, yaklaşık 100.000.000 voltluk bir gerilim oluşması gerekmektedir. Bulutların yıldırım üretmesi için önce elektrik yükleri ile şarj olması gerekmektedir. Bulutların şarj olması için fırtına bulutunun yere yakın olan kısmı negatif yükle yüklenir (Bu durum her zaman için geçerli değildir). Bu arada yer pozitif yükle yüklenir. Yüklenme hem bulut hem de yeryüzünde birbirine ters kutuplar olarak gerçekleşir. Aradaki potansiyel farkı artınca yalıtkan olan havanın delinmesiyle buluttaki veya yerdeki yüksek voltaj deşarj olur. Bu deşarjlarda 2000 ile 200.000 amper arası akım oluşmaktadır. Atmosfer olaylarında bulut ile bulut arasında oluşan boşalmaya şimşek, bulutla yer arasında oluşan boşalmaya yıldırım denir.    

 

Yağmur

Sonbahar mevsiminin gelmesi ile birlikte, sıcak havaların yerini serin ve yağışlı havalar almaya basladı. Hava durumunu sunan sunucu genelde hava raporunu okurken şöyle der: "Yarın bazı bölgelerimizde hava sıcaklıkları şöyle olacak ; İstanbul sağanak yağışlı 20 derece, Ankara çok bulutlu ve sağanak yağışlı 18 derece. "

Yağmur tabiatın en önemli ve en yararlı olaylarından birisidir. Eğer yağmur olmasaydı bitkilerde olmazdı. Sizlere yağmurun nasıl oluştuğunu anlatmak istiyoruz. Fakat daha önce konu ile yakından ilgisi olduğu için bulutlar hakkında bilgi vereceğiz.

İlk Olarak Bulutlar

Yağmurun ilk habercisi bulutlardır. Atmosferdeki su buharı yoğunlaşarak bulutları oluşturur. 2 tip yoğunlaşma vardır.

1-Ani Soğuma İle Yoğunlaşma:
Yoğunlaşmayı kısa bir cümle ile şöyle tanımlayabiliriz; Su buharının su tanelerine dönüşmesidir. Yani yeniden sıvı hale geçme olayıdır. Peki yoğunlaşma ne zaman meydana gelir? Ya nemli sıcak hava soğuyunca, ya da nem'e doymuş soğuk hava soğuyunca. Bunu özellikle çok soğuk havalarda çok sık rastladığımız bir olayla açıklarsak sanırım sizlerde daha iyi anlarsınız. Bahsettiğimiz gibi çok soğuk havalarda ağzımız açtığımız zaman, ağzımızdan bir duman çıkar. İşte bu dumanın sebebi ani soğuma ile yoğunlaşmadır. Burada ağzımızdan çikan nemli sıcak hava, soğuk havayla karşılaşır ve duman şeklinde buhar çıkar.

Şimdi bu olayı bulutlara tatbik edelim: Nem yüklü bir sıcak hava kütlesi, soğuk hava kütlesi ile karşılaşıyor. Karşılaşır karşılaşmaz yoğunlaşıyor ve bulutları oluşturuyor. Bu bulutlar Kümülüs Bulutları ( Küme bulutları ) 'dır. Kümülüs bulutları genelde karnıbahara benzer. Beyaz renkli, birbirlerinden ayrı büyük parçalı küme biçimindeki bulutlardır. Gündüzleri oluşur, geceleri dağılırlar. Bu bulutlar güzel havanın habercisidirler.

2-Isı Vermeden Soğuma İle Yoğunlaşma:
Üst katmanlarda basınç düşüktür. Dolayısıyla hava yükseldikçe genleşir ve genleşme sonucu soğur. Hava soğurken içindeki su buharı da yoğunlaşır ve bulutları meydana getirir.

Yoğunlaşmayı anlattıktan sonra yeniden bulut oluşumuna geri dönelim. Havada yoğunlaşan su buharı, havadaki toz parçacıklarının üzerinde su damlacıklarını oluşturur. Oluşan bu su damlacıkları da birleşerek bulutları meydana getiriyor. Su damlacıklarının yağmuru oluşturması için çok büyümesi gerekir. Çünkü bir yağmur damlası, bir bulut damlacığının birkaç bin defa büyüğüdür.

Bulutun oluşmasına yardımcı olan su damlacıkları başlangıçta çok küçüktür. Bu nedenle üzerlerine gelen ışığı doğrudan yansıtırlar ve bulutlar pamuk gibi bembeyaz görünürler. Su damlacıklarının birleşerek büyüdüklerinden bahsetmiştik. Büyüyüp kalınlaştıkları için gelen ışığı daha az yansıtmaya başlarlar. Bu sebepten dolayı da özellikle yağmur bulutları gri veya siyaha yakın bir renk alırlar.

Bazı bulutlar yağmur getirir, bazı bulutlar ise güzel hava. Değişik bulut türleri vardır. Bunlardan bazılarını kısa kısa inceleyelim. Belki bundan sonra sizlerde bulutlara bakarak havanın nasıl olacağı hakkında bir tahminde bulunabilirsiniz.

SIRRÜS (SAÇAK BULUTLAR ):
Saçak veya kahkül'e benzeyen bir görüntüsü vardır. Bu bulutlar buz kristallerinden meydana gelmiştir.

SIRROKÜMÜLÜS BULUTLARI ( YUMAK BULUTLAR ):
Çizgi çizgi görünüşü vardır. Kıyıya vuran dalgaları andırırlar. Güzel hava habercisidir.

SIRROSTATÜS BULUTLARI ( TÜL BULUTLARI ):
Güneşin etrafını bir çember gibi çevirmiş sanılır ve bu çember yağmurun habercisidir.


STRATÜS BULUTLARI ( KATMAN BULUTLAR ):

Gri renkli ve gökyüzüne bir sis katmanı gibi yayılan bulutlardır. Sadece Çise meydana getirirler, yağmur yapmazlar.


NIMBÜS ( KARA BULUTLAR):
Bütün bulutlardan daha karanlık bir görüntü oluştururlar. Devamlı yağmur getirirler.Bulutlar hakkında yeterli bilgiyi verdikten sonra asıl konumuz olan yağmurun nasıl oluştuğunu açıklamaya geçebiliriz.

 

RÜZGAR

TANIMI

      Sis, görüşü etkileyen önemli bir meteordur.  Genel olarak yer yüzünü kaplayan stratüs (St) bulutu veya yere inmiş stratüs bulutu olarak tanımlanır. Uluslararası kabul edilen tanıma göre sis, yatay görüşü 1 km'nin altına düşüren yere yakın hava tabakasında yayılmış küçük su damlacıkları veya kristallerden oluşan sistemdir. İçinden geçerken nemlilik ve yapışkanlık hissedilir. Sis olayında yatay görüş mesafesi 1 km'nin üzerinde olur ise bu durum "Mist" diye adlandırılır.

 

OLUŞUMU

      Sisin oluşması için havadaki su buharının doymuş hale gelmesi gerekir. Yoğunlaşma çekirdeklerinin  üzerinde yoğunlaşmayla oluşan sis damlacıklarının büyüklükleri 1 µm'den 50 µm - 60 µm' ye kadar farklılıklar gösterir. Pozitif (+)  sıcaklıklarda çoğu damlacıkların çapları 7 - 15 µm, negatif (-) sıcaklıklarda  ise 2 - 5 µm arasında değişmektedir. Hafif siste damlacık sayısı 1cm³'te 50-100'e yakındır, yoğun siste ise 500-600 arasındadır. -20ºC sıcaklıkta sis genellikle soğumuş su damlacıklarından oluşur, daha düşük sıcaklıklarda ise buz kristallerine rastlanır. Sis durumunda havanın bağıl nemi %100'e yakındır, en sık da %95 ila %100 arasında olmaktadır.

      Sis yeryüzeyi ile temasta olan bir bulut olduğundan gerek yeryüzünün topoğrafik yapısı, gerekse sis oluşumunu sağlayan arz yüzeyi ile temas eden havanın soğuma şekilleri ve yükseklikle sıcaklığın artması (enversiyon) sis oluşumu için önemli faktörlerdendir. Stratüs bulutları atmosferin alt tabakasının karakteristikleridir. Şayet orada iyi gelişmiş bir sıcaklık enversiyonu veya izotermal tabaka var ise ve bu oluşumda enversiyon tabanı toprağa çok yakın veya toprakta ise aşağılarda hava yeterince nemli bir stratüs tabakası oluşturacaktır. Stratüs tabakasının tepesi ise enversiyon tabanıdır. Bu nedenle sis oluşumu ile enversiyon olayını iç içe görmek mümkündür. Sis ve enversiyon olayının en önemli özelliği, dünya yüzeyi ile temas eden havanın soğuması sonucunda  meydana gelmesidir. Böyle soğumalar:  

      1- Açık gecelerde giden radyasyondan dolayı yüzeyden ısı kaybı ile, 

      2- Farklı sıcaklıktaki iki hava kütlesinin temasında sıcak havanın daha soğuk bir yüzey üzerinde akmasıyla ya da soğuk havanın sıcak bir hava kütlesinin altına girmesi ile yer yüzeyine doğru meydana gelen ısı kaybıyla, 

      3- Eğimli bir arazi üzerinde yükselen havanın adyabatik genişlemesinden (yamaç sisi)dolayı meydana gelir.

      Sisin oluşumunda ve devamında rüzgar ve sıcaklığın büyük etkisi vardır. Türbülanstan meydana gelen düşey karışım sis oluşumunu engelleyen önemli bir faktördür. Türbülans şiddeti , rüzgar şiddetiyle arttığından , rüzgar belli bir değerden daha fazla olduğunda, sis dağılabilir veya bir stratüs tabakası haline dönüşebilir. Ilımlı veya şiddetli rüzgar durumunda sis sadece , eğer yüzey tabakası hızlı soğursa oluşabilir. Genel olarak sis oluşumu için belli bir miktar rüzgar esastır.

     

      Sis-Kar Örtüsü İlişkisi:

      Buz üzerindeki doyma basıncı su üzerindekinden daha küçük olduğundan kar yüzeyi üzerindeki şartlar su-damlacıklı sisin oluşumu için uygun değildir. Sıcaklık düştüğü zaman hava, kar yüzeyi üzerinde su üzerinden daha önce doymaya ulaşır. Bu durum su buharının havada sis damlacıkları halinde yoğunlaşmasına mani olur. Eğer kar yüzeyi üzerine gelmeden önce hava kütlesinde su-damlacıklı sis oluşmuşsa su buharının süblüme olması sisi dağıtır.

      Kar üzerinde sis oluşumu için en uygun şart, sıcaklıkların sıfır dereceye yakın olmasıdır. Bu durumda, su ve buz üzerindeki doyma basınçları arasındaki fark  küçüktür. Bu nedenle sisler, sıcaklığı sıfır dereceye yakın (5 ila -5°C) kar yüzeyleri üzerinde çok sık meydana gelirler. Hava sıcaklığı -10 ila -15°C'a eriştiğinde basınç farkı maksimum değerine yükselir, buna uygun olarak kuruma etkisi artar ve bu durumda kar yüzeyi çok kuvvetli bir dağıtıcı olarak etki yapar. 

       Kar üzerindeki hava sıcaklığı 0°C'dan yüksek olduğu zaman kar erir. Eriyen karla temasta olan hava 0°C'lık bir sıcaklığa ve bu sıcaklıktaki doymaya tekabül eden bir buhar basıncına sahiptir.  Kar üzerinde havadaki  buhar basıncı gradyanı, karın hemen üzerindeki bağıl neme bağlı olarak aşağı veya yukarı doğru olabilir. Eğer su buharı yükseklikle azalıyorsa eriyen kardan su buharlaşır ve eğer su buharı yükseklikle artıyorsa kar üzerinde su yoğunlaşır. Bahis konusu gradyan sıfır ise her iki yönde de akı olmayacaktır.

       Hava sıcaklığı  0°C'ın çok üzerinde olduğu zaman sisler sadece ender durumlarda oluşabilir. Benzer olarak eriyen kar üzerine gelen sisler belirgin bir dağılma eğilimine sahiptir. Düşük sıcaklıklarda sisler genellikle su damlacıkları ve buz kristallerinin karışımından ibarettir. Buzun mevcudiyetinden dolayı dağılma etkisine tabi olan bu sisler normal olarak kısa sürelidirler.  Aşağı yukarı -39°C'dan daha düşük sıcaklıklarda bütün sisler buz kristallerinden ibarettir. Bu sisler kar örtüsünden etkilenmezler. Meydana geldikleri zaman uzun süre kalabilirler. Böyle düşük sıcaklıklarda sıcaklığın günlük değişimi çok küçüktür ve sis birkaç gün devam edebilir.

 GÜNLÜK DEĞİŞİMİ

       Bir sis olayının günlük değişiminde önemli bir faktör ısınmadır. Bütün sis tipleri ısınmayla dağılmaya yönelirler. Bu nedenle sabahın erken saatlerinde bir maksimum ve öğleden sonra bir minimum olmak üzere sis frekanslarında belirgin bir günlük değişim vardır.

      Adveksiyon sislerinin çoğu nispeten derindir ve derin olanlar (özellikle okyanuslar üzerinde) günlük ısınmayla kolayca dağılmazlar. Tipik radyasyon sisleri gayet sığdır ve günlük ısınmadan dolayı kolaylıkla dağılırlar. Kara üzerinde yüksek sıcaklıklarda günlük değişim fazla olduğundan (sıcak mevsimlerde) kara sisleri sabahları dağılma eğilimindedirler. Buna karşılık kara üzerinde düşük sıcaklıkların günlük değişimi az olduğundan (soğuk mevsimlerde) günlük ısınmanın sonucu kolayca dağılmazlar. Rüzgar ve günlük sıcaklık değişimleri sisin günlük dağılımında başlıca neden olmakla birlikte diğer meteorolojik değişkenlerdeki oynamalar ve topoğrafik  yapılar, bir yerdeki sis oluşumunu ve devamını doğrudan ya da dolaylı olarak etkiliyebilir.

      Yamaç sisleri genellikle çok derindir ve küçük bir günlük değişim gösterir.   

      Okyanuslar üzerinde günlük sıcaklık değişimi çok küçük olduğundan deniz sislerinin günlük değişimi azdır.

 

SINIFLANDIRILMASI

      Oluşum şekillerine göre genelde sisler üç ana grupta toplanabilir:

      I.   Kütlesel Sisler (Soğuma Sisleri)

           1- Radyasyon Sisi

           2- Adveksiyon Sisi

           3- Adveksiyon-Radyasyon Sisi 

           4- Adyabatik Yayılma Sisi (Yamaç Sisi)

      II.  Cephe Sisi

      III. Buhar Sisleri

           1- Göller, Irmaklar ve Bataklıklar Üzerindeki Sis

 IV. Deniz Sisi

      V.  Şehir SisiGörüş mesafesine göre de  sisler dört sınıfa ayrılabilir:    

      I.   Çok Yoğun Sis (Görüş mesafesi 50m.'ye kadar)  

      II.  Yoğun Sis (Görüş mesafesi 50m.-200m.  arasında)

      III. Mutedil Sis (Görüş mesafesi 200m.-500m. arasında)

      IV. Hafif Sis (Görüş mesafesi 500m.-1000m. arasında)

 

Kütlesel Sisler:

      Radyasyon sisi:

      Bu tip sisler, rüzgarın olmaması durumunda kara üzerinde gece havanın soğuması neticesinde oluşurlar. Yeni düşen yağış ve nemli toprak sisin oluşumunu kolaylaştırır. Radyasyon sisleri en sık sonbaharda gözlenirler. Çünkü bu mevsimde toprak daha nemli, buharlaşma fazla ve geceler uzun olduğundan hava epeyce soğuyabilir. Ancak, kışın da bu tip sisleri görmek mümkündür.

      Radyasyon sislerinin oluşumlarında topoğrafik yapı da etken olur. Örneğin; çukur yerlerde (vadilerde) sıkça radyasyon sisi oluşur, çünkü gece boyunca civar yamaçlardan aşağıya doğru  soğuk hava akımı olur. Bu tesir küçük derelerde bile gözlenebilir, ancak oluşan sisin yüksekliği insan boyunu geçmez.

       Radyasyon sisleri daima enversiyonun varlığı ile bağlantılıdır. Yazın radyasyon sisinin kalınlığı 200m.'yi geçmez. Güneş doğduktan sonra güneş ışınları zor da olsa sisi delerek yer yüzeyini ısıtmaya başlar. Bu durumda enversiyon bozulmaya başlar, sis parçalanır ve rüzgar ise tamamen yok olmasını sağlar. Bunun yanı sıra, kışın havanın rüzgarsız ve bulutsuz olduğu antisiklonik durumlarda radyasyon sislerinin kalınlığı 1000m.'ye kadar ulaşır ve üst üste birkaç gün kalabilir. Dağılması hava kütlesinin değişimi ile olur. Radyasyon sislerinin oluşumu için şartlar şunlardır:

  • Yüksek bağıl nem
  • Bulutsuz gökyüzü
  • Yükseklikle sabit veya artan bağıl nem
  • Kararlı tabakalaşma ve zayıf rüzgar

       Yüksek bağıl nem önemli bir faktör olduğundan radyasyon sisleri soğuk kıtalar üzerindeki denizsel kökenli durgun havada çok sık olarak meydana gelir.   

       Deniz sıcaklığının günlük değişimi karalara nazaran oldukça küçük olduğundan radyasyon sisleri normal olarak okyanuslar üzerinde oluşmaz.

Adveksiyon sisi:

       Adveksiyon sisi soğuk yer yüzeyinin üzerinde sıcak  ve nemli hava kütlesinin yerleşmesi ile oluşur. Soğuk tabana değdiğinde sıcak havanın alt katları üst katlarına nazaran daha çok soğur. Böylece etkisi sürekli artan bir sıcaklık enversiyonu oluşur. Yoğunlaşma ve sis oluşumu en alçak hava katlarından başlar. Adveksiyon sisinin oluşması için uygun şartlar şunlardır:         

       1- Hava kütlesi ile alttaki yüzey arasında büyük sıcaklık farkı, 

       2- Orta derecede rüzgar hızı şiddeti (2 - 7 m/sn), 

       3- Başlangıçta kararlı tabakalaşma, 

       4- Yükseklikle sabit kalan veya artan özgül nem.          

       Adveksiyon sisleri bazen binlerce km2.'lik bir alanda gözlenebilir. Bu tip sisler gün boyunca her an oluşabilir ve günlerce, bazen de haftalarca kalabilirler. Sisin dağılması için ısı alış-verişinin sona ermesi veya kuvvetli bir rüzgarın çıkması gerekir. Kara meltemleri etkisiyle kıyıdan uzaklaşır, rüzgar tersine dönünce deniz meltemleri ile yeniden kıyıya dönebilirler.  Adveksiyon sislerinin frekansları kışın daha büyüktür ve etkiledikleri alan daha geniştir. Yurdumuzda özellikle Karadeniz bölgemizin kıyı şeridi ile Marmara'nın Karadeniz'e  bakan kıyılarında ilkbahar aylarında sıkça görülür.

 Adveksiyon-Radyasyon sisi:  

       Soğuma ve sisin oluşumu adveksiyona ve yayılmaya bağlı olduğunda meydana gelen  sislere Adveksiyon-Radyasyon sisleri denir. Bu tip sisler yükseklik bakımından güçlü olup, geniş alanları kaplarlar ve havacılıkta büyük tehlike arzederler.

 Adyabatik yayılma sisi (Yamaç sisi):

       Sıcak ve nemli havanın yamaç boyunca yükselirken adyabatik olarak soğumasından dolayı oluşan bir sis türüdür. Dağ yamaçlarının rüzgar üstü taraflarında daha sıktır. Yamaç sisi sadece, doymuş havanın tabakalaşması kararlı olduğu zaman mevcut olabilir. Normal olarak yükseklikle sıcaklık düşer (pozitif lapse-rate). Hava ne kadar hızlı tepeye hareket ederse soğuma da  hızlı olacaktır.

Cephe Sisi:

      Cephe üzerinde, ön veya arka kısmında görülen sislerdir. Yağış anında soğuk hava içindeki sıcak yağmur damlacıklarının soğuyarak su buharını arttırması ve yoğunlaşarak sis haline dönüşmesi sonucu meydana gelir. Cephe sistemi ile birlikte hareket eder. Rüzgar hızlanınca sis dağılır ve parçalı bulutları (Fraktüs) meydana getirir.

 

Buhar Sisleri:

       Soğuk havanın sıcaklığı hava sıcaklığından çok daha yüksek bir su yüzeyinden geçmesiyle meydana gelen bu tip sislere buhar sisi denir. Böyle durumlarda suyun sıcaklığına karşılık gelen doymuş buhar basıncı, havanın aktüel buhar basıncından çok çok büyüktür ve su hızla buharlaşıp sis oluşacaktır. Buhar sislerinin meydana gelebilmesi için ekstrem sıcaklık farkları gereklidir. Genelde buhar sisleri sığ olup su yüzeyi üzerinde dağınık duman kümeleri şeklindedir. Diğer taraftan, yüzey üzerinde belli bir yükseklikte bir enversiyon altındaki tabaka buhar ile dolduğunda, böyle sisler oldukça yoğun ve sürekli olabilir. Buhar sislerinin frekansı soğuk mevsim esnasında Arktik kıyılar boyunca oldukça büyüktür. Bu tip sisler daha çok sonbaharda görülürler. 

Göller, ırmaklar ve bataklıklar üzerindeki sis:

      Soğuk bir hava kütlesinin göller, ırmaklar ve bataklıkların herhangi birinin üzerine yerleşmesiyle oluşur. Seyrek de olsa, karalarda bu sis türü yağmurdan hemen sonra oluşabilir.

 Deniz Sisi:

      Daha ziyade Arktik denizlerde oluşurlar. Bu bölgelerde kar veya buz yüzeyinin sıcaklığı, su yüzeyinin sıcaklığından nispeten daha düşüktür. Hava kütlesi buradan su yüzeyine geçince, hızlı bir şekilde buharlaşma başlar ve sis oluşur.

Şehir Sisi:

      Şehirlerde sis oluşma şartları çok elverişlidir. Endüstri kuruluşları tarafından atmosfere büyük miktarda yoğunlaşma çekirdekleri atılmaktadır. Bundan dolayı da sis, mutlak nemin  f<%100 olması durumunda bile oluşabilmektedir. Yoğunlaşma çekirdeklerinin yanı sıra çeşitli yakıtların yanması sonucu atmosfere giden su buharının da şehir sislerinin oluşumunda katkısı vardır. Atmosferde ayrıca toz parçacıkları ve çeşitli partiküllerin bulunduğu da bilinmektedir. Bütün bunlar bir araya geldiğinde şehir sisinin karakterini oluşturmaktadırlar (Örneğin; Londra'da oluşan şehir sisi meşhurdur.).                

 DAĞITMA YÖNTEMLERİ

      Sisin dağılması, havadan su damlacıklarının kaldırılması demektir. Bunun için çeşitli yöntemler vardır, ancak büyük alanlar üzerindeki sisi dağıtmak pahalıya mal olur. Günümüzde, sisin lokal olarak dağıtılması konusunda başarılı çalışmalar yapılmaktadır.

      Sisin lokal olarak dağıtılması, hava alanlarında uçakların iniş ve kalkışlarının güvenini sağlamak için kullanılmaktadır. Bu, limanlar için de geçerlidir. Dağıtma yöntemleri kısaca özetlenecek olursa:   

      1- Havayı sis damlacıklarını buharlaştıracak sıcaklığa kadar ısıtmak: Bu metod pahalı ve az efektiftir. 

      2- Kuvvetli higroskopik maddelerin (örneğin, CaCl2) sise püskürtülmesi: Bu higroskopik maddeler havadaki su buharını yutarlar, mutlak nem azalır, sisin damlacıkları buharlaşır ve kaybolur. Etrafa saçılan parçacıklar da yere düşmektedir. 

       3- Sisin mekanik temizlenmesi: Pahalı ve denenmiş bir metotdur. Maliyeti yüksek olduğu için tercih edilmemektedir.  

       4-  Sisin içersine katı CO2 , AgI veya sıvı propanın  püskürtülmesiyle: CO2 , AgI soğutulmuş bulutu buz parçacıklarından oluşan buluta çevirir. Bu buluttan yağış düşer, dağılır ve görüş artar. Uyarılma için AgI çekirdekli uçak jeneratörleri veya yerden fırlatılan özel roketler kullanılır. Soğutulmuş bulutta katı CO2  ile devamlı bir uyarılmada 0.3-0.5 km. kalınlığında saydam koridorlar oluşur. Görünürlüğün arttırılabilmesi için bugüne kadar yürütülen denemelerde; çok ince deniz tuzunun atmosfere püskürtülmesi, damlacıkları elektriklendirme, ses veya ses üstü hızlardaki akustik dalga yayımı, termik rampalar yardımı ile soğuk sıvı veya sıcak hava püskürtme gibi yöntemler uygulanmıştır. Bu son yöntemlerden biri olan propan püskürtme, sıcaklığın 0°C'dan düşük olduğu sisler için (cold fog-soğuk sis) iyi sonuçlar vermektedir. Diğer reaktörler veya püskürtücüler her türlü sis için kullanılırlar, fakat daha az etkilidirler. Masraf ve tesisat yönünden çok pahalıya mal olan bu yöntemler, uçağın kaza yapması sonucu meydana gelen zararlarla karşılaştırılınca bir dereceye kadar verimli kabul edilebilirler.              

                      

     

 KAR

Kar, sıcaklığın 0°C'nin altına düşmesiyle meydana gelen yağış şekli. Bulutları meydana getiren su buharı 0°C’nin altındaki sıcaklıklarda donar. Bu donma sonucu su buharı iğne şeklinde buz kristalleri halini alırlar. Bunların birbirlerine birleşmeleri neticesinde de düzgün altıgen şeklinde kar kristalleri meydana gelir. Kar kristallerinin bozulmadan yere ulaşmaları için geçtikleri hava tabakalarının sıcaklıklarının 0°C’nin altında olması gerekir. Aksi takdirde yeryüzüne yağmur olarak yağar.

Çok sayıda kar kristal çeşidi olmasına rağmen hepsi altı köşelidir. Kar tanelerinin kristal yapıları birbirinin tıpa tıp aynısı değildir. Mikroskopla büyütülen kar taneleri üzerinde yapılan araştırmalarda kristal yapıları birbirinin aynı olan iki kar tanesine rastlanmamıştır. Kar kristalleri üzerinde ilk araştırmaları yapan Amerikalı Wilson Bentley, gördüğü muhteşem sanat karşısında adeta büyülenmiş ve elli yıl boyunca sürekli kar kristali resmi çekmiştir. Elde ettiği 6000 resim içinde kristal yapıları birbirinin aynı olan iki kar tanesine rastlayamamıştır. Daha sonraları diğer ilim adamlarının sürdürdüğü çalışmalar neticesinde şimdiye kadar kar tanecikleri arasında aynı büyüklükte, aynı şekilde ve aynı sayıda su molekülü ihtiva eden iki kristal bile bulunamamıştır.

Çapları 2-4 mm, ağırlıkları ise yaklaşık 0,005 gram olan kar tanecikleri havanın gösterdiği direnç sebebiyle süzülerek (limit hızla) yere inerler. Bu inme sırasında tanecikler birbirlerini ittiklerinden yapışmazlar. Özelliklerini koruyarak yere inerler. Bunlar güneş ışığını tamamen yansıttıkları için beyaz olarak görülürler. Kar yağışı genellikle hava sıcaklığı -4°C ilâ -20°C arasındayken olur. Bu yağış, sıcaklık sıfırın altında birkaç derece olduğunda ağır, nemli, ebatları bir santimetreye ulaşan parçalar halinde gerçekleşir. “Lapa lapa kar yağması” tabiri bu durum için kullanılır. Atmosfer ile toprağın sıcaklıkları eşit olursa yüzeye ulaşan kar hemen erimez. Toprak sıcaklığı atmosfer sıcaklığının üzerinde ise, yere düşen kar kısa sürede erir.

Dünya üzerinde bir bölgede, kar yağışı olma ihtimali, o bölgenin ekvatordan uzaklık ve deniz seviyesinden yüksekliği ile doğru orantılıdır. Buna rağmen ılıman bölgelerin kara iklimi görülen kısımlarında, ekvatordan uzaklık ve denizden yükseklik şartları yeterli durumda olmasa bile, kar yağışı görülür. Yapılan araştırmalarda bütün yağışların altı veya sekizde birinin kar olarak gerçekleştiği anlaşılmıştır. Karın, tarım toprağını koruması ve nemli tutmasında önemi büyüktür. Kar, yeryüzü ve yeraltı su rezervlerinin ana kaynağıdır.

Kar, -8°C’de, bitkilerin üzerinde ince bir hava tabakası bırakarak, bu bölgeyi 0°C olacak şekilde örter. Kış boyunca toprak ve bitkileri donmaktan koruyan kar, ilkbaharda sıcaklığın artmasıyla eriyerek nehirlere ulaşır. Ayrıca kışın yağan ve dörtte üçü üst kısımlarda kalan kar, yaz kuraklığına karşı da toprağı ve bitkileri korumuş olur. Karda bulunan amonyak, kar erimesiyle birlikte toprakta kalır. Bu amonyak, azot bakterileri tarafından kalsiyum nitrat gibi azot tuzlarına çevrilerek bitkilerin azot ihtiyacını karşılar.

 

HORTUM

 

Hortum bir dönen rüzgardır. Ağır ve yoğun fırtına bulutlarından aşağıya doğru uzanırlar. Sıcak havanın hızla yükselmeye zorlandığı fırtınalı bölgelerde hortumları görebiliriz. Yerde serbest duran cisimleri veya canlıları hızla yükseğe çekebilirler. Bazı durumlarda gökten kurbağa yağdı veya balık yağdı gibi hikayeler duyulur, olaylar görülür. Bunların sebebi hortumlardır. Hortumlar yüzünden göğe yükselmişler ve tekrar yeryüzüne düşmüşlerdir

 

ÇIĞ

 

Çığ, farklı nedenlerden dağdan aşağıya kayan büyük bir kar miktarıdır. Bol kar yağışı olduğunda, taze kar tabakasının alttaki eski tabakayla iyi kaynaşmaması sonucu,Rüzgarın kaldırdığı büyük bir kar kitlesinin aşağı inerek alttaki kar tabakası üzerinde kayması sonucu, Ve bir hayvan veya kayakçının oynak kar tabakasını çiğneyerek harekete geçirmesi sonucu çığ oluşabilir.

Çığın oluşumuna etki eden faktörler

Arazi: Eğim ne kadar fazlaysa, tehlike o kadar büyüktür. Yüzde 30'luk bir eğim çığ oluşumu için yeterlidir. Gölgede kalan sırtlarda çığ tehlikesi, güneş gören yerlere göre daha fazladır.

  • Taze kar: Taze kar tabakası ne kadar kalınsa, çığ tehlikesi o kadar büyüktür. Kötü hava şartlarından sonra güneşin açtığı ilk gün çok risklidir.
  • Fırtına: Kar fırtınası olduğunda, kar tanecikleri dönerek uçuşur ve rüzgarsız sırtlarda birikir. Tepe üstlerinde dalga şeklinde birikmiş kar, alttaki sırtta çığ tehlikesini gösterir.
  • Kar tabakası: Karın tabaka halinde kaydığı yerlerden uzak durmak gerekir. Dipten gelen boğuk sesler de tehlike işaretidir.
  • Isı: Kar yağışından sonra ısı birden düşerse, yeni kar tabakası alttakine iyi işleyemez. Hava ısındığında da kar gevşer ve tehlike artar. Bu nedenle baharda daha çok çığ olur.

 

358
0
0
Yorum Yaz