Dönüşü Olmayan Piknik

2008-06-09 21:42:00

Bir yazı bana ait. Yine ben ürettim Dönüşü Olmayan Piknik Küçük çocuk odasının penceresinden uzun uzun sokağı izledi. Önce taksi duruduran yaşlı adamı, sonra okullarına giden renk renk üniformalar giymiş öğrencileri, daha sonra elinde bir buket çiçekle koşturan kızı, soğan satan kamyoneti, dükkanın kepenklerini gürültüyle açan ayakkabı tamircisini gördü... Ellerini ayaklarına götürdü; yüzünü tuhaf bir hüzün kapladı. "Düşlediğim dünya bu kadarcık mı?" diye geçirdi içinden. Saate baktı, dokuz buçuk olmuştu. Oda yaşıtları gibi hazırlanıp okula gitmeyi, arkdaşlarıyla okul servisini beklemeyi, koşup oynamayı istiyordu. Ama ne yazık ki belkide ömrünün sonuna kadar engel olacak bir olay yaşamıştı. Bu olayı hatırlamak artık onu kahreder olmuştu.Sıcak bir haftasonu. Aile planlarını yapmıştır. Evde sıcaktan bunalan aile beraberce deniz kenarına piknik yapmayı kararlaştırırlar. Hazırlıklar küçük çocuğu sabırsızlandırır. Heyecanı zamanlar artar. Çünkü o yüzmeyi çok sever ve akranlarından daha güzel yüzen bir çocuktur. Büyüyünce belkide pek çok yüzme yarışlarında birinci açıklanınca sevinecek kişiydi o.Hazırlıklar tamamlanmıştı. Yola çıkmak için hazırlar. Annesi pikniğe gitmeyi istemiyordu. Ona göre evde olmaları daha iyi olabilir. Artık yola çıkmışlardı. Başta sorun yoktu. Onun ömrü boyunca unutmayacağı bir gündü ama o günü bu günlerde ise pek mutlu olarak hatırlamıyordu hatta o gün artık onu hüzünlendiriyordu.Eğlence sona ermişti. Tatlı tebessümler yok olmuştu. Acı bir hüzün tüm ortalığa hakim olmuştu. Yerlerde serili bir şekilde yatıyordu. Evet küçük çocuk yer... Devamı