Telgraf çekmek hiç bu kadar kolay ve renkli olmamıştı

2008-06-09 23:01:00

Telgraf çekmek hiç bu kadar kolay ve renkli olmamıştı PTT Genel Müdürlüğü, “Telgraf çekmek hiç bu kadar kolay ve renkli olmamıştı” sloganıyla telgraf yollamak isteyenlere hızlı ve kolay bir olanak sağlanıyor. İnternet ve elektronik posta kullanımının artmasıyla birlikte belki de bir çoğunuzun ismi dışında hiç bilmediğiniz, neredeyse yok denecek kadar az kullanılan, unutulmaya yüz tutan ve çok eski bir maziye sahip olan telgraf hizmeti, PTT Genel Müdürlüğü'nce  “Telgraf çekmek hiç bu kadar kolay ve renkli olmamıştı” sloganıyla “telgraf nostajisi”ni yeniden canlandırmak için telgraf yollamak isteyenlere hızlı ve kolay bir olanak sağlıyor. “E-Telgraf” projesi sayesinde “www.ptt.gov.tr” adresini ziyaret edenler sevenlerine ortalama 3 dakikada telgraf yollayabiliyorlar. ifade eden Yüksel, “Bu projenin ülke tarihinde çok eski bir maziye sahip olan telgraf kullanımını tekrar canlandıracağını tahmin ediyoruz” dedi. Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, biz gençler bazı şeylerin unutulmasına izin vermemeliyiz...www.ptt.gov.tr Devamı

Ellerim Üşürdü (Şiir Dinletisi)

2008-06-09 22:57:00

Yine birr video buyrun benden hazırlamsı sizden yorumlaması   ellerim üşürdü, üşürdüm. şehrin vitrinlerinden kayardı düşlerim seni düşünürdüm. sense, bir başka mevsimde sağanak halinde yağardın başka ülkelere sımsıcak. ellerim üşürdü. nikotin kokan ellerim üşürdü ve... bir sigara daha yakardım. şehir ıslanırdı duman duman. çocuklar uyanmış olurdu düşlerini kaybetmeden uykularından benimse kabuslarım kese kağıdı buruşukluğunda asılı kalırdı gündoğumlarına. ellerim üşürdü ellerim üşürdü, donardı. donardım teninin yokluğuna değince ve bıçak ağzı bir yalnızlık ikiye bölerdi her şeyi. bir yarısı sen olurdun her şeyin, bir yarısı ben olurdum hiçbir şeyin. ellerim üşürdü, üşürdüm. bir bardak çay ve taze bir simit gibi kokardı rutubetli geçmişim. küçük bir saçak altı kahvesinde güneşi soğuturdum. sonra denize karşı kimsesiz bir adam gibi dalgalar hıçkırıklarımı boğardı. Varlığına açken, muhtaçken bir lahza görmeye seni. ellerim üşürdü, üşürdüm ve doyardım yokluğuna. donardım. martılar göç ederdi, demirlerdi tüm gemiler limana boşalırdı deniz yürüyüp çıkardı balıklar tuzlu bir yaşamın soluk aralarından. seni düşünürdüm. su olurdum, toprak olurdum, kus olurdum ama yasam olmayı beceremezdim. sensizliğinde acemi bir ölümü karşılardım. beceremezdim ölmeyi. ellerim üşürdü,üşürdüm. tanıdık bir adam sesine karışırdı hüzünlerim. kapanan bir kapı sesine kilitlenirdim. duvar, duvar karanlık büyürdü içimde yollar, ne bir köşe başı, ne bir viraj ne dur ne durak adımlarım soluklarını arardı kayıp yollar da sonra, bir kadın çığlığı kay... Devamı

Hasan Dedemin Meyve Bahçesi

2008-06-09 22:02:00

HASAN DEDEMİN BAHÇESİ Bizim karşı komşumuz yaşlı bir dedem vardı. Yaşlıydı ama dinçti. Onun birde bahçesi vardı. Bahçesinde çeşit çeşit meyveleri vardı. Bana derdi ki “Oğlum istediğin zaman gir kopar meyvelerden ye.” derdi. Birde karısı vardı. Sadece ikisi yaşıyorlardı. İkisi de çok iyilerdi. Birbirleriyle çok iyi anlaşırlardı. Evde durmazlardı. Hep gezintiye çıkarlardı. Hasan dedem gezintiye tek çıktığında eve gelirken bahçesinde olmayan meyvelerde satın alırdı. Ben hep onun önüne koşup elinden poşetleri alıp yardım ederdim.   Hasan dedem beni çağırdı. “Gel de seninle bahçeyi sulayalım.”dedi. Sevinçten dört köşe olmuştum. Çünkü o kendi işini kendi görürdü. Kimseye yük olmazdı. Ama benden yardım istemişti. Benim elime horumu verdi. “Ben şimdi ağaçların dibini kazacağım sende hortumu tutacaksın. En sevdiğim şey su ile oynamaktır. O gün boyunca bahçe ile uğraştık. Üstüm başım çamur oldu ama yinede mutluydum. Sevincimden bir şey kaybetmemiştim. Hasan dedem bana söz vermişti onunla tekrar bahçeyi sulayacaktık.   Hasan dedemin karısı Yıldız nenemde dedem kadar tatlı birisidir. Nenemin bahanesiyle dedemin bizi götürmediği lokanta kalmadı. Nenem ve dedem çok dindar birileriydi. Evleri kitap kaynardı. Bende o kitaplardan çok yararlanırdım. Daha okumayı öğrenmeden önce nenem o kitapların genelini bana okumuştu. Hiç sıkılmadan benimle gün boyu vakit geçirirdi. Bana namaz kılmayı da nenem öğretmişti.   Çok azda olsa nenemle dedemin tartışmalarına tanık oldum. İkisi de tartışmanın büyümemesi için fazla konuşmazlardı ama hemen de barışırlardı. Ben onlardan öğrendim kavganın büyümemesi için susmam gerektiğini. İlk başta da b... Devamı

KAYBOLAN NE ÇOK ŞEY VARDIR

2008-06-09 21:57:00

KAYBOLAN NE ÇOK ŞEY VARDIR Hayatta dâhil her şey geçicidir. Her şey yavaş yavaş kaybolur. Biz hissetmeyiz çünkü artık kaybetmeye alışmışızdır. Belki farkında bile değiliz kaybolmasına vesile bizizdir. Önce uzaklardan başlar kayıplar. Küçük şeylere önem vermediğimiz için tekrar kazanmaya çalışmayız. Sonra alışırız ve kayıplarımız ilerler ve daha sonra bakarız ki yakınlarımızda gitmiştir. Tek başımıza kalmışızdır. Bunu anladığımızda çok geç olmuştur. Çabalarız ama nafile giden geri dönmez. Anlarız yaptığımız hatayı ama başka kazançlar elde etmek yerine iyice düzenimiz bozulur. Hayatla bağımızı keseriz. Halbü ki bizi hayata bağlayacak ne çok şey vardır. Ama insan gururuna yediremez. Her şey onun gözünde değer kaybetmiştir. İyilik yerine kötülüğü tercih eder. Su yerine içkiyi tercik eder. Kalem, kâğıt yerine kumarı tercih eder. Bitmek bilmeyen korku dolu geceler başlar. Çünkü tek kaldığı ve başını dinleyebileceği zaman gecedir. Yaptıkları belki ona da acı dolu geliyordur. Ama kurtulmak istemediği için fazla çabalamıyor. Daha sonra geceler sıcak yatak yerine dört duvar arasında geçiyor. Hapiste… Çünkü çalmaya başlıyor. Hapisten çıktığında psikolojisi bozulmuş bir halde birilerinin yaşam hakkını elinden alıyor. Ocaklar sönüyor. Göz yaşları birer yağmur damlası şeklinde akıyor. Anne çocuğuyla geçireceği gelecek günleri düşünürken suçsuz yere çocuğunu kaybediyor. Sizce bu mudur hayat? Sizce de böylemi olmalı. Lütfen bir ocakta biz yıkmayalım. Vesile olmayalım başkaları için gelecek kötü günlere… Vakit geç değilken kalbinizin sesini dinleyin. Size söyleyecek çok şeyi olduğunu düşünüyorum. Am... Devamı

AİLEM

2008-06-09 21:55:00

AİLEMBen hayattan fazla bir şey istemedim. Sadece yaşayabilmem için bir hayat, hayatta da acı ve tatlı günlerimde yanımda olması için bir aile. Gerektiğinde arkadaş olacak gerektiğinde bilgisiyle aydınlatacak. Benimle liseyi yaşayacak. Göz yaşlarımı silecek. Benimle gülecek ama benimle ağlamayacak bana destek çıkacak. Mutluluğuma mutluluk katacak. Elimden tutup parka götürecek. Salıncakta sallayacak. Düştüğümde kaldıracak. Gerekiyorsa hastaneye götürecek ama beni korkutmamak için gizleyecek hastaneye gideceğimizi. Hastane çıkışı pastaneye götürecek. Ben içecek istemediğimde “Kuru kuru mu yiyeceksin pastayı?” deyip içecek isteyecek. Sonra sinemaya gideceğiz. Ben seçeceğim filmi, ben vereceğim mısırların parasını.Bir akşam annemi de alıp yemeğe gideceğiz. Ben “Biraz sahilde gezelim.” dediğimde beni kırmadan ikna edecek. Ertesi günü balık tutmaya gideceğiz. Ben telaşla olta atarken kancayı kıracağım. Bana kendi kancasını verecek. Balıkları tutmanın heyecanıyla eve döneceğiz. Annem balıkları pişirecek. Hep birlikte yiyeceğiz . Sonra dışarı çıkacağız. Sahile gidip oturacağız. Babam gizliden dondurmaları alıp bize sürpriz yapacak. Daha sonra dondurma elimden kayıp düşecek. Annem kendi dondurmasını bana verecek. Babam bana suyu uzatacak ama ben içmek istemeyeceğim. Ama o beni sevgi dolu eline alıp her zaman ki gibi ikna edecek. Eve döneceğiz. Geceleyin annem üstümü örtecek. Sabah kalkıp okula gideceğim. Annem sütümü getirecek. Kahvaltımı edip okula gideceğim. Sırasıyla lise ve üniversite gelecek. Başaracağım. Annemden babamdan ayrılmak zor olacak. Mesleğimi alacağım elime. Belki ilk başlarda zorlanacağım. Ama arkama gerime baktığımda anne ve babamın bana destek çıktığını görünce güvenimi geri kazanacağım.Ben ailemi çok sev... Devamı